Taptuk Emre Horasan'lıdır, 13. yüzyılda yaşamıştır. Cengiz baskısı sıralarında Anadolu'ya gelmiştir. 1210-1215 yıllarında doğduğu sanılmaktadır. Yunus Emre'nin mürşididir. Hacı Bektaş'ın halifesidir. Taptuk Emre, Sakarya nehrinin yakınlarında bir köyde yaşamıştır.
Taptuk Emre'nin nasıl taptuk olduğuna gelecek olursak; Hacı Bektaş Veli, Horosan'dan Suluca Karahöyük'e geldikten bir süre sonra, zamanla bütün Anadolu erenlerinden saygı ve sevgi görür, ama Emre adında bir derviş Hacı Bektaş'ın semtine bile uğramaz. Yoldaşları O'na "Bektaş Veli meclisine gidelim, görelim ne kara hizmet eder?" dediklerinde O, bu teklifi reddetmiş ve "dost divanında, cümle erenlerin nasibi dağıtıldığında Hacı Bektaş adında kimseyi göremedim ve işitmedim" demişti. Hacı Bektaş, Emre'ye dostu Sarı İsmail'i yollar. Sarı İsmail'e şöyle söyler "git adını köyüne bayrak yapan Emre'yi davet et, bir görüşelim; bundan O'na eksiklik gelir?" Nasibiyle beraber gelsin. Bize izin yok, bağlıyız. İznimiz olsa koşar ayağına geliriz"
Bu davet üzerine Emre razı oldu. Sarı İsmail ile beraber Karahöyük'e vardılar, dost huzuruna çıktılar. Sarı İsmail onları yalnız bırakıp çekilince Hacı Bektaşı Veli sordu "Biz nasibimizi almışız demişsin, nereden aldın?" Emre cevapladı; "Erenler meclisinden bir gün gizlilikler âleminin perde arkasından bize kurtarıcı eli uzandı ve nasibimizi verdi, yüzünü görmedik" Hacı Bektaş; "O eli bir daha görsen tanır mısın?" Emre hiç tereddütsüz cevap verdi; "Elbette, bin el içinde görsem yine de tanırım; ayasında bir ben vardı, her bene benzemiyordu, yeşildi" Hacı Bektaşı Veli bu cevap karşısında elini Emre'ye uzattı, Emre hayretler içinde titremeler içinde yeşil benli ele bakıyor feryat ediyordu; "Taptuk sultanım, taptuk sultanım!" adı o günden sonra Taptuk olmuştur. Taptuk Emre, Yunus'un şiirlerinde inançla sevilen, yoluna baş konulan bir büyük zat olarak karşımıza çıkar.

Taptuğun tapusuna
Kul olduk kapısına
Yunus miskin çiğ idik,
Piştik elhamdülillah